Felsefe ve felsefe tarihi uzmanlık alanım olmadığından çok bilgiliymişim gibi davranmamaya çalışacağım.

Diyalektik Gelişim


surrealism, marx, hegel, marksizm

Felsefe ve felsefe tarihi uzmanlık alanım olmadığından çok bilgiliymişim gibi davranmamaya çalışacağım.
Şüphesiz Hegel'in felsefe tarihinde apayrı bir yeri vardır. Ona göre hiç bir bilgiyi kesin olarak doğrulayamayız. Bir şeye doğru veya yanlış dememiz büyük oranda bulunduğu döneme bağlıdır. Yani doğruları ve yanlışları belirleyen tarihdir.

Örneğin 2000 yıl önce kölelik çok normal bir şey iken, 2000'li yıllarda köleliği savunursanız gülünç duruma düşersiniz. Gerçi 2000 yıl önce de bunun yanlış olduğunu savunan ileri düşünceler dile getiriliyordur. Ama bu düşünceler, çoğunluk karşısında eziliyordu. Mesela Galileo Galilei gibi ünlü bir fizikçi, dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü iddia edince kilise tarafından neredeyse idam edilecekti.

Bundan 100 yıl önce, ormanların yakılıp kesilerek inşaatlar yapılması normal karşılanırken, bugün doğanın ve ekolojinin önemini kavrayan insanoğlu, bunu halen yapmaya çalışanlara karşı direniş sergiliyor.

Hegel'e göre insanlar hep yeni şeyler düşündüğünden "ilerici" konumundadır. Yani tarih ilerledikçe insanlar daha doğruya ulaşır. Mesela bir diktatör çok değil, 20 yıl önce %80-90 civarında halk desteği alırken bugün aynı halk veya çocukları ona lanetler okuyabiliyor. Benzer şekilde, daha önce insanların da etkisiyle inanç biçimlerinde veya dinlerde yer alan mantıksızlıklara biat edilirken, bugün bunlar sorgulamanya başlıyor.


İnsanoğlunun tarihsel süreç boyunca "ilericiliği" artsa da, karşıt görüşlerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çünkü insanın düşünce yapısının oluşmasında tarihin yanısıra, doğduğu ve büyüdüğü yer, ailesi, eğitimi, çevresi ve zekası gibi faktörler de yer alır. Karşıt görüşlerin ortaya çıkması bazen şiddete bazen de sadece sonuçsuzluğa sebep olabiliyor.

Hegel'in bu konudaki çözümü, her iki karşıt yaklaşımın iyi yanlarını alan üçüncü bir düşüncenin oluşturulmasıdır. Sorun ancak bu şekilde çözülebilir. Bunu da diyalektik gelişim olarak adlandırmış. 

Gerek toplumsal konularda gerekse de iş hayatında karşıt yaklaşımlar her zaman karşımıza çıkabilir. Bu durumda, tarafların kendi fikirleri üzerinde tıkanıp çözümsüzlüğe gitmesi yerine, mutlaka üçüncü bir düşüncenin yaratılmasına olanak sağlanmalıdır. İster buna hakem diyin, ister arabulucu isterseniz de üçüncü göz.


© 2016 masumrobot.com

2 yorum :